Sofrada Oturmayıp Dolaşarak Yemek Yiyen Kızımı Sofraya Nasıl Oturttum?

Bizim evde yemek saati bir kovalamacaydı. Kızım sofrada iki dakika bile oturmaz, elinde lokmayla odanın içinde dolaşır, ben de kaşık elimde peşinden koştururdum. Televizyon açık olmadan tek lokma yemezdi. Her öğün yorucu bir maratona dönüşmüştü ve ben bunu nasıl değiştireceğimi bilmiyordum.

Sorunun kaynağını görmek

Bir süre “az yiyor, o yüzden peşinden koşmalıyım” diye düşündüm. Oysa peşinden koştukça, oturarak yeme alışkanlığı hiç oluşmuyordu.

Yeme düzeni (yemeğin belirli bir yerde, belirli bir zamanda ve dikkat dağıtıcı olmadan yenmesi alışkanlığı) çocukta kendiliğinden oluşmuyor; kurulması gerekiyormuş. Dolaşarak ve ekran karşısında yemek, kızımın ne yediğini fark etmesini, tokluğunu hissetmesini de engelliyordu. Sorun iştahından çok, düzensizlikten kaynaklanıyordu.

Peşinden koşmayı bırakmak

En zor ama en önemli kararım, kaşık elimde peşinden koşmayı bırakmaktı. “Yemek sofrada yenir” kuralını koyduk. Sofradan kalkarsa, o öğün için yemek biterdi; bir sonraki öğüne kadar arada atıştırmalık yoktu. İlk günler zorlandık; ama kızım kısa sürede yemeğin yalnızca sofrada olduğunu öğrendi. Bir öğün aç kalmasına dayanmak kolay değildi; ama bir sonraki öğünde iştahla sofraya oturması, doğru yolda olduğumuzu gösterdi.

Sofrayı cazip hâle getirmek

Ekranı kaldırmak belki de en kritik adımdı. Televizyon ve tablet kapandı. İlk başta itiraz etti; ama ekran olmayınca yemeğe ve sohbete odaklanmaya başladı.

Birlikte oturmak işi kolaylaştırdı. Hepimiz aynı anda, aynı sofrada oturduk. Kızım tek başına “yemek yeme görevi” verilen biri değil, ailenin bir parçası gibi hissetti; bu da sofrada kalma süresini uzattı.

Küçük sorumluluklar vermek onu sofraya bağladı. Peçeteleri dağıtmak, kendi bardağını yerleştirmek gibi işler, sofrayı onun için keyifli bir yere dönüştürdü.

Ne değişti, ne kadar sürdü?

Birkaç hafta içinde kızım sofrada oturmayı öğrendi. Süre başta kısaydı; giderek uzadı. Artık dolaşarak değil, oturarak ve ne yediğinin farkında olarak yiyor. En güzeli, yemek saati bir kovalamaca değil, birlikte vakit geçirdiğimiz keyifli bir zaman oldu.

Bize iyi gelen kurallar

  • Yemeği yalnızca sofrada, belirli bir yerde sunmak.
  • Öğün sırasında ekranları tamamen kapatmak.
  • Peşinden koşmayı bırakmak; sofradan kalkınca öğünü bitirmek.
  • Ailece aynı anda oturmak; çocuğu sürece dâhil etmek.
  • Öğün ve ara öğün saatlerini düzenli tutmak.

Bir uyarı

Yeme sorununa kilo kaybı, çok sınırlı bir yiyecek listesi, öğürme ya da yutma güçlüğü eşlik ediyorsa, bu bir alışkanlıktan fazlası olabilir; bir çocuk hekimine danışmak gerekir. Benimki düzen kurulunca çözülen bir durumdu.

Neden işe yaradı?

İşe yarayan şey çocuğu daha çok yedirmeye çalışmak değil, yemeğe bir düzen ve anlam kazandırmaktı. Peşinden koşmayı bırakıp sofrayı keyifli bir yer hâline getirince, kızım oturmayı kendisi seçti. Bazen çözüm, çocuğun arkasından koşmak değil, ona oturulacak güzel bir sofra kurmak oluyor.

Porsiyonu küçük tutmak işe yaradı

Fark ettiğim bir başka şey, tabağı fazla doldurmanın kızımı daha en baştan kaçırdığıydı. Kocaman bir tabak, küçük bir çocuğa “bunu asla bitiremem” hissi veriyor. Porsiyonu küçük tutup isterse yeniden koymak, sofrada kalma isteğini artırdı.

Ayrıca yemekleri onun görüp seçebileceği biçimde, ayrı ayrı sunmak da işe yaradı. Her şeyin birbirine karıştığı bir tabak yerine, sade ve tanınabilir seçenekler kızımı daha rahat ettirdi.

Sofradaki düzenin yanında, çocuğun günlük vitamin ve mineral ihtiyacını desteklemek de bu sürecin bir parçası olabilir. Uzbionik Boy Uzatma ve Gelişim Takviyesi, bu ihtiyacı desteklemeye yönelik hazırlanmış bir tamamlayıcıdır; çeşitli ve dengeli bir beslenmenin yerini tutmaz, onu destekler. Sürekli ve belirgin yeme sorunlarında ise ilk başvurulacak yer her zaman çocuğun hekimidir.

Kaynakça

Baysal, A. Beslenme. Hatiboğlu Yayınevi.

Yavuzer, H. Çocuğu Tanımak ve Anlamak. Remzi Kitabevi.

Bloga dön
Geri
Uzbionik Gelişim Takviyesi