Oğlum akşam güzelce uyuyordu; sorun sabahtaydı. Saat beş, bazen beş buçukta gözlerini açıyor ve tüm evi ayağa kaldırıyordu. Ben daha uykumu alamadan güne başlamak zorunda kalıyor, o ise öğleden sonra yorgunluktan huysuzlaşıyordu. Bu erken uyanmalar hepimizi bitkin düşürmüştü.
Neden bu kadar erken uyanıyordu?
Araştırınca birkaç nedenin bir araya geldiğini gördüm.
Sabah ışığı (odaya sızan erken gün ışığı) beynin “gün başladı” sinyalini erkenden almasına yol açıyordu. Perdeler inceydi ve yaz sabahları oda erkenden aydınlanıyordu. Işık, çocuğun uyanma saatini öne çekiyordu.
Ayrıca fazla erken yatırmak da paradoksal biçimde erken uyanmaya yol açabiliyormuş. Bir de sabah uyanır uyanmaz ona hemen ilgi ve oyun sunmam, farkında olmadan erken kalkmayı ödüllendiriyordu.
İşe yarayan değişiklikler
Odayı karartmak ilk ve en etkili adım oldu. Karartma perdesi taktık; oda sabaha kadar loş kaldı. Sadece bu değişiklik bile uyanma saatini bir miktar geriye çekti. Oda ne kadar karanlıksa, çocuğun beyni sabahın geldiğini o kadar geç algılıyordu.
Yatış saatini ayarlamak ikinci adımdı. Çok erken yatırmak yerine, yaşına uygun ve tutarlı bir saate çektik. Aşırı yorgun düşmeden, ama geç de kalmadan yatması dengeyi kurdu.
Sabah saati işareti en çok işe yarayan numaraydı. Odasına, belli bir saatte rengi değişen basit bir saat koyduk. “Işık yeşile dönmeden odandan çıkmak yok” dedik. Başta zordu; ama zamanla yeşil ışığı beklemeyi öğrendi.
Sabah davranışını değiştirmek
Bir de kendi tepkimi değiştirdim. Erken uyandığında hemen koşup ışıkları açıp oyun başlatmak yerine, sakin ve sıkıcı davrandım. Yatağında sessizce oyalanabileceği birkaç yumuşak oyuncak bıraktım. Erken kalkmak “eğlenceli” olmaktan çıkınca cazibesini yitirdi.
Ne değişti, ne kadar sürdü?
Birkaç hafta içinde uyanma saati yavaş yavaş geriye kaydı. Artık şafakla değil, makul bir saatte uyanıyor; hem o daha dinlenmiş hem de biz daha huzurlu. Öğleden sonraki huysuzluk da belirgin biçimde azaldı.
Aynı durumdaki ebeveynlere
- Odayı iyice karartmak; erken sabah ışığını kesmek.
- Yatış saatini çok erkene değil, dengeli bir saate ayarlamak.
- Belli bir saatte rengi değişen bir “sabah saati” kullanmak.
- Erken uyanmayı ilgi ve oyunla ödüllendirmemek.
- Rutini her gün, hafta sonu dâhil, tutarlı sürdürmek.
Bir not
Erken uyanmaya sürekli huysuzluk, gündüz aşırı uyku hâli ya da horlama gibi belirtiler eşlik ediyorsa, bir çocuk hekimine danışmakta fayda var. Benimki alışkanlık ve ortam kaynaklı, düzenlemeyle çözülen bir durumdu.
Neden işe yaradı?
İşe yarayan şey tek bir sihirli çözüm değil, birkaç küçük düzenlemenin bir araya gelmesiydi: karanlık bir oda, tutarlı bir saat ve erken kalkmayı cazip kılmayan sakin bir sabah. Çocukların uykusu, göründüğünden çok daha fazla çevreye ve rutine bağlıymış. Bunu görmek, koca bir sorunu basit değişikliklerle çözmemi sağladı.
Hafta sonu tuzağına düşmemek
Başta yaptığım hatalardan biri, hafta içi kurduğum düzeni hafta sonu gevşetmekti. “Bugün tatil, biraz geç yatsın” dediğim günler, ertesi sabahı ve hatta birkaç günü bozuyordu. Çocukların iç saati, bizim takvimimizi tanımıyor.
Bu yüzden yatış ve kalkış saatlerini hafta sonu dâhil olabildiğince sabit tuttuk. Tutarlılık başta sıkıcı gelse de, uzun vadede hepimizin uykusunu koruyan en güçlü kural oldu.
Düzenli ve yeterli uyku, çocuğun gelişiminin en önemli parçalarından biri; biz de bunu dengeli beslenmeyle birlikte önemsedik. Uzbionik Boy Uzatma ve Gelişim Takviyesi, çocukların günlük vitamin ve mineral ihtiyacını desteklemek için hazırlanmış bir tamamlayıcıdır; düzenli uykunun ve sağlıklı beslenmenin yerini tutmaz, onları tamamlar.
Kaynakça
Yavuzer, H. Çocuk Psikolojisi. Remzi Kitabevi.
T.C. Sağlık Bakanlığı, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü. Çocuklarda sağlıklı uyku önerileri.