Bir dönem kızımla her konu bir çekişmeye dönüşüyordu. “Montunu giy” desem “hayır”, “yemek zamanı” desem “hayır”, “yatma vakti” desem “hayır”. Sanki bütün gün karşı karşıya iki taraftık ve ben her seferinde ya bağırıyor ya da pes ediyordum. İkimiz de yorgun ve mutsuzduk.
İnadın ardında ne vardı?
Bir süre “şımarık” diye düşündüm. Ama gözlemledikçe fark ettim: kızım aslında kontrol istiyordu.
Özerklik ihtiyacı (çocuğun kendi hayatı üzerinde söz sahibi olma, kendi kararını verebilme isteği) belli bir yaştan sonra doğal olarak güçlenir. “Hayır” demek, çoğu zaman gerçekten o şeyi istememek değil, “ben de karar verebiliyorum” demenin bir yoluydu. Her şeye ben karar verdikçe, o da tek gücü olan reddetmeye sarılıyordu.
Yaklaşımı değiştiren şey: seçenek sunmak
İki seçenek yöntemi her şeyi değiştirdi. “Montunu giy” yerine “kırmızı montu mu, mavi montu mu giymek istersin” demeye başladım. Sonucu ben belirliyordum (mont giyilecekti), ama kararı ona bırakıyordum. Kızım kendini güçlü hissettiği için direnmeyi bıraktı.
Bu küçük numara, çekişmelerin büyük kısmını daha başlamadan bitirdi. Çünkü artık karşı karşıya değil, aynı tarafta gibiydik; o seçiyor, ben çerçeveyi çiziyordum.
Nerede sınır, nerede seçim?
Elbette her şey seçime açık değildi. Güvenlik, sağlık ve temel kurallar konusunda sınır nettir ve pazarlığa kapalıdır; arabada kemer takmak ya da yatma saati gibi. Ama bunun dışındaki pek çok konuda çocuğa küçük seçimler tanımak mümkündü. Öğrendiğim şey, sınır ile seçimi birbirine karıştırmamaktı: sınırda kararlı, seçimde cömert olmak.
İşe yarayan diğer küçük şeyler
- Emir cümleleri yerine seçenek ya da davet cümleleri kurmak.
- Geçişleri önceden haber vermek: “beş dakika sonra topluyoruz” demek.
- Kriz anında tartışmaya girmemek, sakin ve kısa kalmak.
- Uyduğunda fark edip takdir etmek; her şeyi olumsuzdan konuşmamak.
Ne değişti?
Birkaç hafta içinde evdeki gerginlik belirgin biçimde azaldı. Kızım hâlâ zaman zaman “hayır” diyor; bu yaşın doğal bir parçası. Ama artık her şey bir güç savaşına dönüşmüyor. En güzeli, kendini dinlenmiş ve söz sahibi hissettikçe, gerçekten önemli konularda beni çok daha kolay dinliyor.
Küçük bir not
Eğer çocuğun öfkesi ve karşı gelişi çok şiddetli, çok sık ve kendine ya da başkalarına zarar verecek düzeydeyse, bir uzmana danışmakta fayda var. Benim anlattığım, yaşına uygun ve yaklaşım değişince yumuşayan bir durumdu.
Neden işe yaradı?
İşe yarayan şey daha sıkı kurallar ya da daha sert bir ses değil, kızıma kontrol hissi vermekti. Ona küçük seçimler tanıdığımda, benimle savaşma ihtiyacı azaldı. Çocuklar da tıpkı bizim gibi, hayatları üzerinde bir söz hakkı istiyor; bunu güvenli bir çerçevede verdiğimizde, inat çoğu zaman kendiliğinden eriyor.
Kendi tepkimi de değiştirmem gerekti
Bu süreçte en zor değişim benim tarafımdaydı. Her “hayır”ı bir meydan okuma gibi algılayıp gerilmek, çekişmeyi büyütüyordu. Sakin kalıp sesimi yükseltmediğimde, kızımın da tırmanacak bir zemini kalmıyordu. Onun inadı çoğu zaman benim tepkimle besleniyormuş.
Bir de “hayır” dediğinde hemen tartışmaya girmek yerine, ona kısa bir an tanımayı öğrendim. Çoğu zaman birkaç saniye bekleyince kendisi yumuşuyordu. Aceleci davranmamak, en işe yarayan sabır biçimi oldu.
Bu dönemde kızımın genel gelişimini ve enerjisini desteklemek için beslenmesine de özen gösterdik. Uzbionik Boy Uzatma ve Gelişim Takviyesi, çocukların günlük vitamin ve mineral ihtiyacını desteklemeye yönelik hazırlanmış bir tamamlayıcıdır; dengeli beslenmenin ve tutarlı bir ebeveyn tutumunun yerini tutmaz, bu bütünün yanında düşünülmelidir.
Kaynakça
Yavuzer, H. Çocuk Psikolojisi. Remzi Kitabevi.
Yörükoğlu, A. Çocuk Ruh Sağlığı. Özgür Yayınları.