Doğum günü partisinden sonra kontrolden çıkmış gibi koşuşturan çocukları görünce pek çok ebeveyn aynı şeyi söyler: “Şekeri fazla kaçırdı, ondan böyle.” Şekerin çocukları anında hiperaktif yaptığı, neredeyse herkesin doğru kabul ettiği bir inançtır. Peki bilim bu konuda gerçekten ne diyor?
Yaygın inanç ne diyor?
Genel kanı şudur: çocuk şeker yer, kan şekeri fırlar ve çocuk aşırı hareketli, huzursuz ve dikkatsiz hâle gelir. Bu inanç o kadar yerleşmiştir ki, birçok ebeveyn çocuğun davranışını gördüğü an sebebi şekere bağlar. Hatta bazen çocuk hiç şeker yememişken bile, hareketli bir günün faturası şekere kesilir.
Bilim ne buluyor?
İlginç olan şu: kontrollü bilimsel çalışmalar, şekerin çocuklarda doğrudan hiperaktiviteye yol açtığına dair güçlü bir kanıt bulamamıştır. Yani “şeker = hiperaktivite” denklemi göründüğü kadar kesin değildir. Peki o zaman partilerdeki o coşkulu hâli ne açıklıyor? Cevap çoğu zaman şekerde değil, o günün kendisinde saklıdır.
Ortam etkisi çoğu zaman asıl nedendir. Doğum günü, kalabalık, oyunlar, heyecan ve alışılmadık bir program; bir çocuğu şekerden bağımsız olarak zaten hareketlendirir. Ebeveyn bu coşkuyu görünce, elindeki pastayı sebep olarak işaretler.
O hâlde şeker zararsız mı?
Kesinlikle değil. Şekerin hiperaktivite ile bağlantısı zayıf olsa da, aşırı şeker tüketiminin bilinen başka zararları vardır. Diş çürükleri, kilo artışı, sağlıklı besinlerin yerini alarak beslenmeyi bozması ve uzun vadede sağlık riskleri gerçek sorunlardır. Yani şekeri sınırlamak için hiperaktivite bahanesine ihtiyaç yoktur; zaten yeterli neden vardır. Üstelik erken yaşta yerleşen aşırı şeker alışkanlığı, ileriki yıllarda bırakılması zor bir damak tadına da dönüşebilir.
Kan şekeri dalgalanması meselesi
Şekerli ve hamur işi ağırlıklı bir öğün, kan şekerini hızlı yükseltip hızlı düşürebilir. Bu düşüş sırasında çocukta halsizlik, sinirlilik ya da odak kaybı görülebilir. Bu, “hiperaktivite” değildir; ama dengesiz beslenmenin çocuğun ruh hâlini etkileyebileceğini gösterir. Bu yüzden şekeri tek başına değil, öğünün geneli içinde düşünmek gerekir. Aynı miktar şeker, yanında protein ve lif bulunan bir öğünde verildiğinde kan şekerini çok daha yumuşak bir eğriyle etkiler.
Peki ne yapmalı?
- Şekeri tamamen yasaklamak yerine ölçülü ve belli zamanlarda vermek.
- Şekerli atıştırmalıkları tek başına değil, öğünün yanında sunmak.
- Protein ve lif içeren dengeli öğünlerle kan şekerini dengede tutmak.
- Şekerli içecekler yerine su ve sütü öne çıkarmak.
Şeker ve uyku arasındaki bağ
Şekerin görünmeyen bir etkisi de uyku üzerindedir. Özellikle akşam geç saatte tüketilen şekerli yiyecek ve içecekler, çocuğun uykuya geçişini zorlaştırabilir. Uykusu bölünen ya da geç uyuyan bir çocuk ise ertesi gün huzursuz ve dikkatsiz olur.
İşte burada bir zincir kurulur: geç ve az uyuyan çocuk gündüz daha hırçın olur, bu hırçınlık da yine şekere bağlanır. Oysa asıl sorun çoğu zaman şekerin kendisi değil, bozulan uyku düzenidir.
Bu yüzden şekeri değerlendirirken onu tek başına değil; uyku, öğün düzeni ve genel yaşam ritmiyle birlikte düşünmek gerekir. Çocuğun davranışını tek bir yiyeceğe bağlamak, çoğu zaman resmin tamamını kaçırmak demektir.
Sonuç olarak
Şekerin çocuğu doğrudan hiperaktif yaptığı, büyük ölçüde doğru bilinen bir yanlıştır; ama bu, şekerin serbest olduğu anlamına gelmez. Dengeli beslenme, hem çocuğun genel sağlığı hem de ruh hâli için en sağlam zemindir. Günlük vitamin ve mineral ihtiyacını desteklemek isteyen aileler için Uzbionik Boy Uzatma ve Gelişim Takviyesi bir tamamlayıcı olabilir; dengeli beslenmenin ve şekeri ölçülü tutmanın yerini tutmaz, bu bütünün yanında düşünülür.
Kaynakça
Yörükoğlu, A. Çocuk Ruh Sağlığı. Özgür Yayınları.
T.C. Sağlık Bakanlığı. Türkiye Beslenme Rehberi (TÜBER) — şeker tüketimi önerileri.