Kızım sanat yapmayı çok seviyordu; ama her seansın sonunda masa, yerler, kıyafetler, hatta bazen duvarlar boyaya bulanıyordu. Ben temizlik telaşıyla o kadar geriliyordum ki, bir süre sonra “bugün boya yapmayalım” demeye başladım. Oysa bu, onun en sevdiği şeyi kısıtlamak demekti. Her seferinde “bugün olmaz” dedikçe hem onun keyfini kaçırıyor hem de içten içe kendimi kötü hissediyordum.
Asıl sorun kimdeydi?
Bir süre “çok dağınık, dikkatsiz” diye düşündüm. Sonra fark ettim ki sorun onun sanatında değil, benim dağınıklık kaygımdaydı.
Süreç odaklı sanat (sonuçta ortaya çıkan eserden çok, boyama ve keşfetme deneyiminin kendisine değer veren yaklaşım) küçük çocuklar için son derece doğaldır. Kızım için önemli olan güzel bir tablo değil, ellerini boyaya batırma özgürlüğüydü. Dağınıklık, bu keşfin doğal bir parçasıydı. Bu yaşta çocuğun bir eser değil, bir deneyim üretmesi çok daha değerlidir.
Yasak yerine düzen
Sanatı yasaklamak yerine, dağınıklığı yönetilebilir kılmaya karar verdim. Amacım kızımı kısıtlamak değil, kendimi rahatlatacak bir çerçeve kurmaktı; böylece ben gerilmeyince o da özgürce çalışabilecekti. Bu basit bakış değişikliği, aslında çözümün büyük bölümüydü.
İşe yarayan düzen
Alanı hazırlamak: Masaya ve yere eski bir muşamba ya da gazete sermek, temizlik kaygısının yarısını daha baştan çözdü. Artık bir damla boyanın nereye damladığını takip etmek zorunda kalmıyordum.
Kıyafeti korumak: Ona eski bir tişört ya da önlük giydirmek, “üstünü kirletme” uyarısını tamamen ortadan kaldırdı.
Sınırı mekânla çizmek: “Boya sadece bu masada” kuralı, özgürlükle sınırı bir arada tuttu; kızım masada dilediğince serbestti.
Temizliği oyunlaştırmak: Bittiğinde birlikte toplamak, “kim daha hızlı siler” yarışına dönüştü; temizlik de sürecin keyifli bir parçası oldu.
Ne değişti?
Bu küçük düzenlemelerden sonra sanat saatleri ikimiz için de keyifli hâle geldi. Ben artık dağınıklıktan gerilmiyor, o ise kısıtlanmadan üretiyor. En güzeli, kızım kendi alanını hazırlamayı ve sonunda toplamayı da öğrendi; yani sorumluluk da işin içine girdi. Böylece sanat, yalnızca bir oyun değil, aynı zamanda küçük bir düzen alışkanlığı kazandıran bir etkinliğe dönüştü.
Dağınıklığı sürecin izi olarak görmek
Zamanla dağınıklığı bir sorun değil, sürecin izi olarak görmeye başladım. Boyalı önlük, rengârenk eller ve masadaki lekeler, aslında keyifli bir seansın kanıtıydı. Bu bakış açısı, benim gerginliğimi büyük ölçüde azalttı. Artık her lekeyi bir sorun gibi görmüyor, o günkü keyfin izi olarak değerlendiriyordum.
Bir de malzemeyi sınırlı vermek işe yaradı. Her rengi aynı anda açmak yerine birkaç renkle başlamak, hem dağınıklığı azalttı hem de kızımın renklerle daha özenli çalışmasını sağladı. Azalan seçenek, onun için sınırlayıcı değil, odaklandırıcı oldu.
Aynı durumdaki ebeveynlere
- Dağınıklık kaygısı yüzünden sanatı kısıtlamamak.
- Zemini ve masayı önceden korumaya almak.
- Kirlenebilir kıyafet ya da önlük kullanmak.
- “Sanat sadece şu alanda” gibi mekânsal bir sınır koymak.
- Toplama ve temizliği çocukla birlikte, oyunlaştırarak yapmak.
Neden işe yaradı?
İşe yarayan şey kızımı değiştirmek değil, ortamı ve kendi bakışımı değiştirmekti. Dağınıklığı baştan yöneteceğim bir düzen kurunca, gerilmeyi bıraktım; ben rahatlayınca o da özgürleşti. Bazen bir çocuğun yaratıcılığını korumak için tek gereken, bir muşamba ve biraz esneklik oluyor.
Bu süreçte çocuğun genel gelişimini desteklemek için dengeli beslenmeye de özen gösterdik. Uzbionik Boy Uzatma ve Gelişim Takviyesi, çocukların günlük vitamin ve mineral ihtiyacını desteklemeye yönelik hazırlanmış bir tamamlayıcıdır; dengeli beslenmenin ve bol yaratıcı oyunun yerini tutmaz, bu bütünün yanında düşünülür.
Kaynakça
San, İ. Sanat Eğitimi Kuramları. Ütopya Yayınevi.
Yavuzer, H. Çocuk Psikolojisi. Remzi Kitabevi.