Bir yandan yetişmeyen ev işleri, bir yandan “anne sıkıldım, benimle oyna” diye peşimde dolaşan bir çocuk. Pek çok evde tanıdık bir sahne. Uzun süre ev işlerini oğlum uyuduktan sonra yetiştirmeye çalıştım; ta ki bir gün ikisini birleştirmeyi denemeye karar verene kadar. Sonuç beni şaşırttı.
Ev işi neden oyun olabilir?
Biz yetişkinler için ev işi bir yük; ama küçük bir çocuk için su dökmek, köpük yapmak, eşyaları renklerine ayırmak başlı başına eğlence. Fark ettim ki oğlum aslında “oyun” değil, benimle birlikte bir şey yapmak istiyordu.
Birlikte iş görmek (çocuğun ev içindeki basit işlere yaşına uygun biçimde katılması) hem onun oyun ihtiyacını hem de benim iş yükümü aynı anda karşıladı. Üstelik bu, ona sorumluluk ve aidiyet duygusu da kazandırdı.
Yaşına uygun işler seçmek
İşleri onun becerebileceği ve keyif alacağı şeylerden seçtim:
- Çamaşırları renklerine göre ayırmak; bir eşleştirme oyununa dönüştü.
- Toz bezini tutup alçak yüzeyleri silmek; “temizlik dedektifi” olduk.
- Sofra kurarken çatal-kaşıkları dağıtmak; sayı saymayı da çalıştı.
- Kuru bakliyatı ölçüp kaba boşaltmak; hem oyun hem mutfak yardımı.
- Kendi oyuncaklarını kutulara toplamak; “hangi kutu daha hızlı dolar” yarışı.
Küçük başlamak önemliydi. Baştan çok şey beklemedim; bir işi kusursuz yapması değil, sürece katılması yeterliydi. Dökülen su ya da yamuk katlanan bez, benim için sorun değildi.
Ne değişti?
Birkaç hafta içinde “sıkıldım” cümlesi belirgin biçimde azaldı. Oğlum artık beni iş yaparken görünce “ben de yapayım mı” diye geliyor. Kendi başına küçük sorumluluklar üstlenmek onu mutlu ediyor; “bunu ben yaptım” demenin gururunu yaşıyor.
Beklenmedik bir kazanç özgüveniydi. Bir işi başından sonuna götürmek, ona “ben yapabilirim” duygusunu verdi. Bu duygu, ev işinin çok ötesine geçti; yeni şeyler denemeye daha istekli oldu.
Dikkat ettiğim şeyler
Ev işini bir ceza ya da zorunluluk gibi sunmamaya özen gösterdim; amaç birlikte keyifli vakit geçirmekti. Ayrıca güvenlik açısından bıçak, ocak, kimyasal temizlik ürünleri gibi şeyleri tamamen uzak tuttum. Çocuğa yalnızca yaşına ve becerisine uygun, güvenli işler verilmelidir.
Neden işe yaradı?
İşe yarayan şey yeni bir oyuncak ya da etkinlik değil, oğlumu hayatın içine katmaktı. Çocuklar bizi taklit ederek ve bize yardım ederek öğrenmeyi seviyor; biz çoğu zaman onları “engel olmasınlar” diye bu süreçten uzak tutuyoruz. Oysa bir toz bezi ya da bir çift çorabı eşleştirmek, hem oyun hem de küçük bir hayat dersi olabiliyor.
Sorumluluk duygusu nasıl gelişti?
Zamanla oğluma küçük ve düzenli görevler verdim: her akşam kendi tabağını mutfağa götürmek, sabah perdeleri açmak gibi. Bu küçük görevlerin her gün tekrarlanması ona bir ritim ve “benim de bir işim var” duygusu kazandırdı. Görev tamamlandığında gösterdiği gurur beni her seferinde şaşırttı.
Önemli olan, bu görevleri bir ceza gibi değil, ailenin bir parçası olmanın doğal bir sonucu gibi sunmaktı. “Hepimiz evimize bakıyoruz” cümlesi, zorlamadan çok daha etkili oldu.
Bir başka güzel yan etki, birlikte geçirdiğimiz bu zamanın sohbete dönüşmesiydi. Çamaşır katlarken ya da sofra kurarken günümüzü anlatıyor, gülüyorduk. Ev işi, farkında olmadan bizi birbirimize yakınlaştıran bir zamana dönüştü.
Aktif ve meşgul bir çocuğun enerjisi ve gelişimi için dengeli beslenme de bu tablonun bir parçası. Uzbionik Boy Uzatma ve Gelişim Takviyesi, çocukların günlük vitamin ve mineral ihtiyacını desteklemeye yönelik hazırlanmış bir tamamlayıcıdır; dengeli beslenmenin ve birlikte geçirilen zamanın yerini tutmaz, bu bütünün yanında düşünülmelidir.
Kaynakça
Yörükoğlu, A. Çocuk Ruh Sağlığı. Özgür Yayınları.
Yavuzer, H. Çocuğu Tanımak ve Anlamak. Remzi Kitabevi.