Çizim Yapmaktan Kaçan Oğlum Taş Boyamayla Sanatla Nasıl Barıştı?

Oğluma boş bir kâğıt ve kalem verdiğimde yüzü bir anda asılırdı. Anaokulunda “hadi resim yapalım” dendiğinde ya bir şey çizmez ya da hemen “ben çizemiyorum” der, kâğıdı kenara iterdi. Ben resim yapmayı sevmesini çok isterdim; ama zorladıkça daha da uzaklaştığını görüyordum. Sonra beklenmedik bir şey, bir avuç taş, işleri değiştirdi.

Sorun yeteneksizlik değildi

Uzun süre “benim çocuğumun eli yatkın değil” diye düşündüm. Ama dikkat edince fark ettim: aslında çizmekten değil, boş kâğıttan korkuyordu. Önünde koca bir beyazlık ve “güzel bir şey çıkmalı” baskısı vardı.

Boş sayfa korkusu (bir işe başlamadan önce sonucunun yeterince iyi olmayacağını düşünüp donup kalma hâli) sandığımdan yaygınmış. Kâğıt, oğlum için bir oyun alanı değil, bir sınav gibiydi. Bu yüzden hiç başlamamayı yeğliyordu.

Taşlar nasıl devreye girdi?

Bir yaz günü deniz kenarından topladığımız düz taşları eve getirmiştik. Canım sıkkındı, oğluma “gel şu taşları boyayalım” dedim; özel bir beklentim yoktu. İşte o an her şey değişti.

Taşın sihri biçiminin baştan belli olmasıydı. Boş bir kâğıtta her şeyi sıfırdan yaratmak gerekiyordu; ama taşın zaten bir şekli vardı. Oğlum sadece onu bir uğur böceğine, bir yüze ya da bir arabaya “çevirmekle” uğraştı. Sıfırdan yaratma baskısı olmayınca korku da kayboldu.

İlk boyalı taş

O gün oğlum yuvarlak bir taşı kırmızıya boyadı, üstüne siyah noktalar koydu ve gururla “bak, uğur böceği” dedi. Kusursuz değildi; ama ilk kez bir şeyi isteyerek, korkmadan bitirmişti. O taşı hâlâ pencere önünde saklıyorum.

Övgüyü sonuca değil çabaya vermek burada çok işe yaradı. “Ne güzel olmuş” demek yerine “hiç durmadan uğraştın, çok keyifliydi değil mi” dedim. Böylece odak, ortaya çıkan şeyden çok, yapma keyfine kaydı.

Taştan sonra açılan kapı

İlginç olan, taşla başlayan bu rahatlamanın başka alanlara da yayılmasıydı:

  • Artık boş kâğıda da çiziktirmeye başladı; “yanlış olur” korkusu azaldı.
  • Kesme, yapıştırma ve boyama gibi el işlerine daha istekli oturuyor.
  • Bir şey beğenmediğinde yırtıp atmak yerine “başka türlü deneyeyim” diyor.
  • En önemlisi, yeni bir sanat malzemesi gördüğünde artık kaçmıyor, merak ediyor.

Aynı durumdaki ebeveynlere

Çocuğunuz da kâğıt karşısında donup kalıyorsa, ona zaten bir biçimi olan malzemeler sunmayı deneyebilirsiniz: taş, kozalak, eski bir kaşık, karton kutu. Baskısız, “bozulursa bir şey olmaz” diyebileceğiniz bir ortam kurmak, çoğu zaman yetenekten daha önemli. Eğer çocuğun her alandaki isteksizliği ve kaçınması sizi ciddi biçimde kaygılandırıyorsa, bir uzmana danışmakta da fayda var.

Neden işe yaradı?

Geriye baktığımda, işe yarayan şeyin taşın kendisi değil, sonuç baskısını kaldırmak olduğunu görüyorum. Oğluma “güzel bir eser çıkar” demeyi bırakıp “hadi oynayalım” dediğimde, sanat onun için bir korku değil, bir keyif oldu. Bazen bir çocuğun yaratıcılığını açmak için pahalı boyalara değil, bir avuç deniz taşına ihtiyaç var.

Sanatı zorunluluk olmaktan çıkarmak

Bir başka fark ettiğim şey, sanatı programlı bir “etkinlik saati” olmaktan çıkarınca oğlumun daha çok yaklaşmasıydı. Boyaları ve taşları ulaşabileceği alçak bir rafa koydum; canı istediğinde, kimse söylemeden uğraşmaya başladı. Zorunlu değil davetkâr olması, işi onun için bambaşka bir şeye dönüştürdü.

Sonuçları da bir köşede sergilemeye başladık. Boyadığı taşlar pencere önünde dizildikçe emeğinin görüldüğünü hissetti. Bu küçük vitrin, bir sonraki taşı boyamak için en büyük motivasyonu oldu.

Bu süreçte çocuğun genel gelişimini ve enerjisini desteklemek için beslenmesine de özen gösterdik. Uzbionik Boy Uzatma ve Gelişim Takviyesi, çocukların günlük vitamin ve mineral ihtiyacını desteklemeye yönelik hazırlanmış bir tamamlayıcıdır; dengeli beslenmenin ve bol oyunun yerini tutmaz, bu bütünün yanında düşünülmelidir.

Kaynakça

Yavuzer, H. Çocuk Psikolojisi. Remzi Kitabevi.

San, İ. Sanat Eğitimi Kuramları. Ütopya Yayınevi.

Bloga dön
Geri
Uzbionik Gelişim Takviyesi